Friday, March 30, 2012

volcadas - once again

Temel noktalar var, ustunden gelemedigim:

- Vucudumu "uzun" tutmam lazim. Boylece karin bolgesi buyuyecek (uzayacak) ve karin kaslari calismaya baslayacak. Bu her zaman gerekli ama volcada da ozellikle onem kazaniyo.

- Avik'in vurguladigi bir nokta - ki zor birsey: Gelen lead hizli bile olsa, onu alip azicik emmek gerekiyor, yavaslatmak kadar smoothlastirmak sanki.. Ornek olarak, kolunu havada sallamak ile suda sallamak arasindaki farki verdi. Hani suda da ilerliyo ama biraz yavaslayarak, biraz chewy olarak.. Ama bunu yaparken : to the ground deil, wbove the ground olmayi dusunmek lazim. Bi baska deyisle, hizi benim arttirmamam hatta azicik azaltmam lazim. Zaten ben o direnci gosterirsem, lead de daha kolay ve belirgin olmaya basliyo. Cunku resistance gorunce leader da daha belirgin hareket ediyo.

- Yine tangoyu hayata baglayacagim, hem de bu sefer derinden bir bag kurucam. Bence nasil dansediyorsak, aslinda o bizim karakterimiz. Bi insanla dansederken onun hakkinda epey cok sey ogrenebiliriz. Hatta an gelip, dansederken kendimizi bile taniyabiliriz.. Buyuk bir iddia di mi? Mesela ben, sevdigim seyi dusunmeden yapan, tartmayan bir adamim, ama emin degilsem yapmam acaaaip zor oluyo.. Eee, tangoda da bi milonga bi volcada olsun, kaskati kesiliyorum, o yumusakliktan, rahatliktan hicbirsey kalmiyo. Cunku o danslarda icimden gelmeyen, "yapmam gereken", "olmasi gereken" seyler oluyo ve bu durum beni geriyoo. Oysa cogu insan seviyo milongayi, cunku rahat biraksan giden, oynak-kivrak birsey.. Benim hayatta en beceremedigim sey: her acidan..

Mesela erkekler neden seviyo tangoyu, hem de onlar icin bu kadar zorken? Cunku kontrol onlarda, onlarin elinde yada onlarin elinde olduklarini saniyorlar :) Oyunun kurali oole gosteriyo. Ve isterlerse bizlere (followerlara) yanlis oldu, boyle yapma, olmadi diyebiliyorlar. Eger gercek bir centilmen deillerse tabii. Var bir grup adam, asla sana "yanlis" yada "kotu" demiyo, ama kibarca anlatiyo derdini.. O zaman anliyorsun iste onlarin da nasil insanlar oldugunu.. Hirsli adam, ogrenmeye calisiyo, olmayinca sinirleniyo.. rahat adam, yapabildigi kadari ile zevk aliyo. Duygusal adam, sakin-icten dansediyo.. Deli-dolu olan hoplayip-zipliyoo.. Kesinlikle dansettigin kisiyi %45 falan taniyorsun, hani abartip %60 demedigime dua edin :)

Soylemeyi unuttum, yine Avik ile dansimizda kikirdasmalar falan oldu.. Pratiklerdeki danslarda cok daha rahat oluyorummm. Milongalarda gerilip kaliyoruum :)

Sunday, March 25, 2012

inspirational talk..

milonga..

Gitmiycem diye dusunurken, kendimi gitmis buldugum.. Beraber gittigim kisilerin, kimi sebeplerden tadini cikaramadigi.. Benim epey bir insanla dansettigim.. Hicbirinden coook mesut kalmadigim.. Ama yine de gittigime sevindigimmm..

Marcel, Paul, Jose, Luigi, Unknown, Sanjey

Kendime birkac tango urunu alicam: Topuklu pabuc, duz ayakkabi, salvarimsi yani yirtmacli pantalonlardan vs vs.. Artik kadinsilasmam lazim sanki :)

Sunday, March 18, 2012

iki tanda..

bugun avikle dansettim, hem de iki tanda boyunca.. Coook terledim ve yoruldum. Heyecanlandim, kendimden gectim nerdeyse ama epey iyiydi.. Tabii ki hatalarim, onun savurmalari falan oldu. Ama olacak o kadar.. Cok kotu deilmisim ki, ilk tanda sonunda hadi yeter demedi.. Umarim yani o yuzdendir..

keyifliydi - guzeldiii... seviyorum bu isi ;)

Sunday, February 12, 2012

sad milonga..

Sanki ilk, milongada kendimi kotu hissettim. Epey dalgasini gectim aslinda ama bi yandan da icime oturdu cidden.. Kimse dansa kaldirmadi, en azindan iyiler.. Sanirim 5 dans yaptim, 2sinde ben sordum dansedelim mi diye.. Anlamadim neden boyle oldu, ama basta gulup gecerken bi yerden sonra dans edesim bile kalmadi.. Biliyorum bu sefer ait birsey bu - yani umarimm.. ama iste ne biliiim buruk gecti birazz.. Ozellikle iyilestigimi inandigim bi donemde..

Saturday, February 4, 2012

Nada - nothing..

The singer sings about a man who returns many years later... and he hears that she left long ago.. no one knows where... or even if she's alive... he goes to where her house used to be anyways and it's abandoned... the rose garden in the front is dead and overgrown.. he steps onto her front porch to knock on the door and he only see cobwebs by the door... and he feels grasped by pain..and says... after all these years I dont know how I made it back and now there isn't anyone who can tell me if you even live or not.. how will I tell you, how repented I am, and that I came back all this way for you...

Thursday, February 2, 2012

tango ve ben

En sevdigim sey, tangoyu alip, cevirip hayata baglamak.. Ee, bu aralar daha da cok gittigim icin tangoya, tabii daha kolay baglantilari kurmak. Aslinda bu sefer tersten kurdum sanki baglantiyi. Benim neden tango sevdigimi, bana uyan kisminin ne oldugunu dusunurken cikti bu fikir.

Gecen gun tango yapan ama cok sevmeyen bir erkekle konusurken bana dedi ki: "Anlayamiyorum o kadar saat birinin sizi lead etmesinden nasil hoslaniyorsunuz, ben sizin acinizdan dusunemiyorum bile. Ayrica kendimi de kotu hissediyorum hep lead ettigim icin".. Enteresan bir yaklasim.. Enteresan dedim cunku ben hic kendimi kontrol ediliyo hissetmiyorum. Ben daha cok fikir atiliyo, oneride bulunuluyo, ihtimaller onume konuyo gibi geliyo. Ve iste bu nokta sanki benim icimde olan birsey zaten. Ortaya tamamen benim birsey koymaktansa, ortaya konani sekillendirmek.. Yeri geldi mi tamamen yikmak bile ama bastan yaratma konusunda cekingen olmak.. amanin iste ben :)